22 Nisan 2019 Pazartesi

Bir Meddah Gösteri: KUKA!

Kuvvetli bir iletişimin yerini bol kahkahaya bıraktığı harika bir oyun!

Kuka, 20 Nisan Cumartesi akşamı konuk tiyatro olarak Cihangir Atölye Sahnesindeydi. 
Kuka CAS'ın, biz de Kuka'nın misafiriydik.
Şahane bir misafirlikti bizim için. 


Beylikdüzü'nden düştük yollara Kuka için. Önce Cihangir'in ara sokaklarında araba sürerek stres olduk. Güzel bir yemeğin ardından içtiğimiz sıcak çayla kendimize geldik. 

Cihangir Atölye Sahnesinden bahsetmek istiyorum oyuna geçmeden. 
Sanata aşık gençlerin dolaştığı sıcak bir ortam. Kapının hemen karşısında duran kırmızı koltuğa kurularak oyun saatini beklemeye başlıyoruz. İçeri giren herkes tatlı bir gülümse ile selamlıyor bizi. 
Aslında çok olağan bir hareketin özlemini çekiyormuşuz meğer. 

İçeride bir salon var. Bekleme odası gibi. Kurabiyeler, kekler, tatlı ve tuzlu pastaların bulunduğu bir masa. Masanın etrafında sohbet edenler...

Sıcak bir ortam. Su almaya kalkıyorum bir ara. Etrafa bakınırken Siyah Beyaz Aşk dizisinden hatırladığım Muhammet Uzuner yardımcı oluyor bana. Bir o kadar da nazik ve centilmen. 

Oyunun başladığını haber veren zil çalıyor.. Sahne ne tarafta diye bakınırken Muhammet bey yardımcı oluyor yine. Bir üst katta yerimizi alıyoruz. 

Bir sandalye, bir şal, bir değnek kırmızı bir ışıkta sergileniyor. 
Ve Burak Tamdoğan perdenin arkasından görünüyor.

Tiyatro perdesini aralayınca seyirci kendini nasıl bir oyunun beklediğini bilmez genelde. Bu defa işler biraz karışık. Burak Bey'de bilmiyor onu neyin beklediğini. Çünkü Kuka oyunu tamamen doğaçlama bir akışa sahip. 

Seyirci ile iç içe.. Işıklar sadece onun değil bizimde üzerimizde. Yaşadığımız anıları soruyor, biraz sonra anlatacağı öyküyü beslemek adına. Biz zihinlerimizi tararken o da bizleri tanımaya çalışıyor. 
Seyirciler heybesindeki anıları dökerken o yakaladığı anlardan öyküler tasarlıyor kafasında. 
Meddah'tan bahsediyor. Dengbej'den bahsediyor. Öğreniyoruz, eğleniyoruz.

Karakterden karaktere bürünüyor. Kah gülüyor, kah sinirleniyor. İzlerken oyunculuğun büyüsüne kapılıyor insan...

Oyun bittikten sonra kulise iniyoruz. Yorgun ama gülümsüyor. 

Biz merak ettiklerimizi sordukça o bütün içtenliği ile cevaplıyor. Fazla da vaktini almadan teşekkür ederek vedalaşıyoruz. 

Bence Kuka, 
İzlediğim güzel oyunlardan biriydi. Seyirci ile aktif, tamamen doğaçlama akışı hem bir merak uyandırıyor. Hem de sizi oyunda tutuyor. 

Modern dünyanın telaşından sıyrılmak biraz gülmek, biraz düşünmek isterseniz KUKA sizin için doğru adres olabilir. 

O gün neler yaşadığımızı ve Burak Tamdoğan ile olan sohbetimizi merak ediyorsanız aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz. 




Bize dünya telaşından uzaklaştırıp, nezaketi ve sıcakkalılığı ile ağırlayan Burak Tamdoğan'a teşekkür ederken,
Yeni oyunlarda görüşmeyi dileriz. 

Sevgiler,
KabukiYatral. 







18 Nisan 2019 Perşembe

İlk Heyecan!




Selamlar.

Uzun zamandır hayal edilen ama bir türlü hayata geçemeyen projemizin ilk adımlarını sonunda attık.
2011 yılında kesişti yollarımız.
O günden beri hayallerimiz ortak.

Birimiz düşünce diğeri hep elinden tuttu. Hatırlattı ona hayal ettiğimiz işleri.
İşler yoğunlaştı, hayallerimizin yanı başında duran gerçek hayat bizi savurdu başka yollara.
Aradan 8 sene geçti ve ilk defa şartlar, zamanlar, yollar denk geldi. Bizde hayallerimiz için bu adımı attık.
Böyle bakınca geç kalmış gibi duruyor muyuz bilmem ama bence geç kalmak diye bir şeye takılmak yerine doğru zaman buymuş deyip önümüze bakmak gerek. 

Şans bizimle olsun 🍀

Bir Meddah Gösteri: KUKA!

Kuvvetli bir iletişimin yerini bol kahkahaya bıraktığı harika bir oyun! Kuka, 20 Nisan Cumartesi akşamı konuk tiyatro olarak Cihangir At...